Panik Atak Neden Tekrarlar ?
Bedeniniz size karşı mı çalışıyor?
Klinik Psikolog İbrahim Ethem UÇAR
Panik atak yaşayan birçok kişi ilk atağı yalnızca yoğun bir kaygı anı olarak hatırlamaz. Kalbin hızlanması, nefes almakta güçlük, göğüste sıkışma, baş dönmesi, titreme veya kontrolü kaybetme hissi kişiye ciddi bir tehlike yaşadığı izlenimini verebilir.
Üstelik sorun her zaman panik atağın kendisiyle sınırlı kalmaz. Bazen ilk ataktan sonra yeni bir soru ortaya çıkar: “Ya tekrar olursa?” Bu yazı, bedensel belirtilerin nasıl bir korku döngüsüne dönüşebildiğini ve psikolojik desteğin bu döngüde hangi noktaları ele aldığını açıklıyor.
Beden aslında size karşı çalışmıyor olabilir. Sizi korumaya çalışan alarm sistemi, bazı duyumları tehlike işareti olarak değerlendirebilir. Bu, yaşanan belirtilerin hayal ürünü olduğu anlamına gelmez. Belirtiler gerçektir; fakat onlara verilen anlam korkuyu büyütebilir.
1 Panik atak nedir?
Panik atak, yoğun korku veya rahatsızlığın aniden yükseldiği ve dakikalar içinde en yüksek düzeyine ulaştığı bir durumdur. Çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüste baskı, mide bulantısı, uyuşma, baş dönmesi ve ölüm korkusu gibi belirtiler görülebilir.
Bir kez panik atak yaşamak, panik bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Panik bozuklukta tekrarlayan beklenmedik ataklara, en az bir ay süren yeni atak endişesi veya ataklarla ilişkili belirgin davranış değişiklikleri eşlik eder. Tanı için kapsamlı değerlendirme gerekir (National Institute of Mental Health [NIMH], t.y.).
2 İlk panik atak neden bu kadar korkutucudur?
İlk panik atağın en zor taraflarından biri belirsizliktir. Kişi çoğu zaman bedeninde ne olduğunu bilmez. Kalbi hızlanır, nefesi değişir, göğsünde baskı hisseder. Ardından zihin bir açıklama arar: “Kalbimde bir problem mi var?”, “Bayılacak mıyım?”, “Kontrolümü kaybediyorum.”
Bu yorumların ardından korku yükselir. Korku yükseldikçe bedensel uyarılma artar. Kişi belirtileri daha fazla fark eder ve onları tehlikenin kanıtı olarak yorumlayabilir.
Bedensel duyum → tehlike yorumu → korku → daha fazla bedensel uyarılma → daha güçlü tehlike yorumu.
Bu döngü, panik için geliştirilen bilişsel modelin temel açıklamalarından biridir. Her atağın tek açıklaması değildir; bedensel duyumların felaketleştirilmesinin nasıl korkuyu büyütebildiğini gösterir (Clark, 1986).
3 Ya tekrar olursa düşüncesi nasıl ikinci bir korku sistemi yaratır?
İlk atak bittikten sonra kişi fiziksel olarak sakinleşebilir. Fakat zihinsel olarak süreç bitmemiş olabilir. Bu kez beklenti kaygısı devreye girer: “Arabada olursa ne yaparım?”, “Toplantıda olursa?”, “Yalnızken olursa?”, “Kimse yardım edemezse?”
Bu noktada kişi yalnızca panik atağın kendisinden değil, panik atak yaşama ihtimalinden de korkmaya başlar. Gününü bu ihtimale göre planlamak, atak olmadığı zamanlarda da kaygının sürmesine yol açabilir.
Kişi atağı engellemeye çalışırken dikkatini sürekli atak ihtimaline yöneltebilir. Böylece korkunun konusu, korkunun kendisi haline gelir. Bu, bilinçli bir seçim veya kişinin kendi kendine yaptığı bir şey olarak değerlendirilmemelidir.
4 Kalp atışını nefesi ve baş dönmesini sürekli kontrol etmek neden işleri zorlaştırabilir?
Panik atak yaşayan bazı kişiler bedenlerini sürekli taramaya başlar: “Kalbim biraz hızlı mı?”, “Nefesim yeterli mi?”, “Başım dönüyor mu?”, “Göğsümde bir şey var mı?” Tehdit hissettiğimizde bilgi toplamaya çalışmamız anlaşılırdır.
Ancak sürekli tarama, normalde dikkatimizi çekmeyecek küçük değişiklikleri daha görünür hale getirebilir. “Kalbim hızlandı” düşüncesi kısa sürede “Panik atak başlıyor, birazdan kötü bir şey olacak” yorumuna dönüşebilir.
Bu nedenle değerlendirmede yalnızca bedensel duyuma değil, kişinin ona verdiği anlama da bakılır. Kalbin hızlı atması tek başına panik değildir. Sürekli nabız kontrolü ise bazı kişilerde belirsizliği gidermek yerine yeni kontrol ihtiyacı yaratabilir.
5 Kaçınma ve güvenlik davranışları döngüyü nasıl sürdürür?
Ataktan sonra bazı kişiler toplu taşımadan, yalnız dışarı çıkmaktan, uzun yolculuklardan veya kalabalık ortamlardan uzak durabilir. Kapıya yakın oturmak, çıkışları sürekli kontrol etmek ya da yanında birinin bulunmasını zorunlu görmek de güvenlik davranışlarına dönüşebilir.
Kaçınma kısa vadede rahatlatır. Zihin bu rahatlamayı “Buradan uzaklaştığım için güvendeyim” şeklinde okuyabilir. Kişi böylece korktuğu ortamda da baş edebileceğini ve beklediği felaketin gerçekleşmeyebileceğini öğrenme fırsatını kaçırır.
Önce metro kullanılmaz. Sonra kalabalığa girilmez. Ardından yalnız dışarı çıkmak zorlaşır. Kişi kendisini korumaya çalışırken hareket alanı daralabilir. Kaçmanın ya da yardım almanın zor olacağı durumlara ilişkin belirgin korku, agorafobi açısından ayrıca değerlendirilir.
Her önlem sorunlu değildir. Bir davranışın işlevi önemlidir: Sağlık açısından gerekli bir önlem mi, yoksa “Bunu yapmazsam kesin kötü bir şey olur” inancını sürdüren bir zorunluluk mu? Hekimin önerdiği kontroller ve ilaçlar kendi kendine bırakılmamalıdır.
6 Panik atakta beden gerçekten ne yapıyor?
Tehdit algılandığında bedenin alarm yanıtı devreye girebilir. Kalp atımı hızlanabilir, kaslar gerilebilir ve solunum değişebilir. Bu değişiklikler, organizmanın tehlikeye hazırlanma yanıtının parçalarıdır.
Bazı kişilerde hızlı veya gereğinden fazla soluma, kandaki karbondioksit düzeyini düşürerek baş dönmesi ve karıncalanma gibi duyumlara katkıda bulunabilir. Ancak her panik atak bu mekanizmayla açıklanmaz ve her nefes darlığı psikolojik değildir.
“Yanlış alarm” benzetmesi panik yaşantısını anlamaya yardımcı olabilir. Yine de bir belirtinin nedenini yalnızca bu benzetmeye bakarak belirlemek mümkün değildir. Bedensel belirtilerin gerektiğinde tıbben değerlendirilmesi önemlidir.
7 Geçmişteki korkutucu yaşantılar ve öğrenilmiş tehdit ağları
İlk atak bazen kişinin belleğinde son derece korkutucu bir deneyim olarak kalabilir. O sırada bulunduğu yer, yalnızlık hissi veya bedensel duyumlar daha sonra yeniden tehlike beklentisini harekete geçirebilir.
Örneğin metroda yoğun korku yaşayan biri, daha sonra metroya binmeden önce kaygılanabilir. Bu bir öğrenme örneğidir; tek başına kişinin mutlaka travmatik bir geçmişi olduğunu göstermez.
Panik atak tek bir nedene indirgenemez. Biyolojik yatkınlık, güncel stres, bedensel duyumlara verilen anlam ve öğrenilmiş tepkiler birlikte değerlendirilir. Geçmiş yaşantıların bugünkü korkuyla ilişkisi varsa ele alınır; her atak için gizli bir travma aramak doğru değildir.
8 EMDR panik atakta hangi durumlarda çalışılabilir?
EMDR, Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme yaklaşımının kısaltmasıdır. Panik yaşantısına eşlik eden korkutucu anılar, ilk atak deneyimi veya geçmişteki olayların bugünkü tetiklenmeyle ilişkisi klinik değerlendirmede ele alınabilir.
Horst ve arkadaşlarının (2017) 84 katılımcıyla yürüttüğü randomize araştırma, EMDR ile bilişsel davranışçı terapiyi karşılaştırmıştır. Bazı sonuçlarda EMDR için olumlu bulgular elde edilmiştir. Ancak kaçınma sonuçlarında eşdeğerlik sınırı karşılanmamış, izlem süresi de sınırlı kalmıştır. Tek bir çalışma bütün sonuçlarda eşit etkililik veya üstünlük göstermez.
Panik bozuklukta bilişsel davranışçı terapi, güçlü araştırma desteği bulunan bir yaklaşımdır. Bedensel duyumlara ilişkin korkuların ele alınması ve kaçınılan durumlarla planlı biçimde yüzleşme önemli bileşenleridir (NIMH, t.y.). EMDR’nin uygunluğu kişinin öyküsü, ihtiyaçları ve eşlik eden güçlükleri dikkate alınarak değerlendirilir.
Hedef yalnızca korkutucu anıyı ele almak değildir. Güncel kaçınmayı, beden kontrolünü ve yeni atak beklentisini de değerlendirmek gerekir. Uygun yaklaşım kişiye özgü bir plan içinde belirlenir.
9 Ne zaman psikolojik değerlendirme ne zaman tıbbi değerlendirme gerekir?
Ataklar tekrarlıyorsa, yeni bir atak korkusu günlük yaşamı etkiliyorsa veya kaçınma nedeniyle yaşam alanı daralıyorsa psikolojik değerlendirme yararlı olabilir. Görüşmede belirtilerin başlangıcı, sıklığı, yaşam üzerindeki etkisi ve baş etme biçimleri birlikte incelenir.
İlk kez ortaya çıkan, alışılmıştan farklı veya şiddetli bedensel belirtiler otomatik olarak panik atağa bağlanmamalıdır. Yeni başlayan ciddi göğüs ağrısı, bayılma, belirgin solunum güçlüğü veya ani nörolojik belirtilerde acil tıbbi değerlendirme gerekir. Acil bir durumda 112 aranmalıdır.
Daha önce panik atak yaşamış olmak, yeni bir belirtinin mutlaka aynı nedene bağlı olduğunu göstermez. Gerektiğinde hekim değerlendirmesiyle bedensel nedenler araştırılır; psikolojik destek ve tıbbi izlem birlikte sürdürülebilir.
Panik döngüsünü anlamak, onun değiştirilebilir parçalarını görmeyi sağlar. Bedensel duyumlara verilen anlam, sürekli kontrol ve kaçınma üzerinde çalışılabilir. Uygun destekle kişinin yaşam alanı yeniden genişleyebilir. Amaç, hayatı yeni bir atak ihtimaline göre düzenlemek zorunda kalmadan yaşayabilmektir.
*Bu içerik psikoeğitim amaçlıdır ve kişiye özel klinik değerlendirmenin yerine geçmez.*
Kaynakça :
Clark, D. M. (1986). A cognitive approach to panic. Behaviour Research and Therapy, 24(4), 461–470. https://doi.org/10.1016/0005-7967(86)90011-2
Horst, F., Den Oudsten, B., Zijlstra, W., de Jongh, A., Lobbestael, J., & De Vries, J. (2017). Cognitive behavioral therapy vs. eye movement desensitization and reprocessing for treating panic disorder: A randomized controlled trial. Frontiers in Psychology, 8, Article 1409. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2017.01409
National Institute of Mental Health. (t.y.). Panic disorder: What you need to know. https://www.nimh.nih.gov/health/publications/panic-disorder-when-fear-overwhelms
Bir yanıt yazın